
27 Mart sabahı saat 06.00 gibi çıktık evimizden ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ)Yıldız kampüsünde buluştuk. 07.00 gibi harekete hazır hale gelsekte 07.30 gibi hareket ettik. Kahvaltı faslı otobüs içersinde daha henüz samimiyet kurulmamış gözler önünde 4 kişi arasında yapıldı:) gel gelelim yolculuk sabah erken saatlerde olması münasebetiyle biraz flu canlanıyor zihnimde ama yandaki foto.yu görünce insan ister istemez tuhaf bir sevinç yaşıyor açıkcası..
Eminim birçoğunuz Safranbolu (özellikleri evleri) hakkında birçok şey duymuşsunuz, okumuşsunuzdur. Yine de adını çok değerli bir bitki olan safran bitkisinden alan bu güzel ilçemiz ile ilgili ve özellikle safran bitkisi ile ilgili biraz bilgi aktarmak istiyorum. Buyrun efem;
Batı Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Safranbolu, il merkezinden 8 km ve denizden 65 km içerdedir. İlçe, Karabük (Merkez, Ovacık ve Eflani), Bartın (Ulus) ve Kastamonu (Araç) illeri ile çevrilidir.
Büyük bölümü ormanlık olan ve yüzölçümü 1.013 km2 olan şehir coğrafi açıdan engebeli bir bölgededir. Şehrin en alçak noktasının rakımı 300 metre iken en yüksek noktası 1.750 metre ile Sarı Çiçek Tepesidir. Şehir merkezinde ise en alçak nokta 400 metre ve en yüksek nokta 600 metre civarında olup ortalama yükselti 500 metredır.
Safranbolu'ya 8 kilometre uzaklıkta olan Sarıçiçek yaylasında ise kamp ve dağcılık yapılmaktadır. Ayrıca şehirde kanyonlar ve mağaralar bulunmaktadır. Uzunluğu 2.725 m olan Bulak (Mencilis) Mağarası'nın iki girişi bulunmaktadır ve 350 metrelik kısmı ışıklandırılmıştır. Yatay gelişmiş ve fosil Hızar Mağarası'nın büyük bir girişi vardır. Ağzıkara Mağarası ise sarkıt ve dikitleri ile dikkat çekmektedir.
Karadeniz ve İç Anadolu iklimleri arasında bulunan Safranbolu'da yazlar sıcak, kışlar soğuk, baharlar ılık ve serin geçer. İlkbahar ve sonbahar oldukça uzundur. Özellikle son yıllarda yaz ayları kurak geçmeye başlamıştır, yağışlar ilkbahar, sonbahar ve kış aylarında olur. Yıllık yağış miktarı ortalama 500 mm, nem oranı ise %60 civarındadır. Yılda ortalama 35 gün kar yağışı olur.

Kırmızı tepecikli (stigmalı) safran çiçeği
Safran (Crocus sativus), süsengiller (Iridaceae) familyasından, sonbaharda çiçek açan, 20-30 cm boyunda, soğanlı bir kültür bitkisi ve bu bitkiden elde edilen baharat. Bitkinin yaprakları şeritimsi, mor çiçekleri üç tepeciklidir. Çiçeği ve tepecikleri bitkiye bağlayan yaprak sapı da dahil olmak üzere erkek organları kurutularak özellikle gıda boyası ve tad verici olarak kullanılan safran bitkisi daha çok İspanya, Fransa, İtalya ve İran'da yetiştirilir. Türkiye'de ise safran Safranbolu'da üretilmektedir. Ağırlığına göre dünyanın en pahalı baharatı, (bir gramı 5 ile 6 € arası) olan safranın anavatanı Güneybatı Asya'dır.
Yetiştiriciliğine ilk olarak Yunanistan civarında başlanmıştır. Yarım kilogram safran 80.000 çiçekten çıkarılabilir. Kendi ağırlığının 100.000 katı suyu sarı renge boyar.
Safran baharatının keskin bir tadı ve iyodoform ya da saman benzeri bir kokusu vardır. Bunların sebebi bileşiminde bulunan pikrokrosin ve safranal kimyasallarıdır.Aynı zamanda içine konduğu yemeklere altın gibi sarı bir renk katan, krosin adı verilen karotenoit bir boya maddesi de içerir. Bu özellikler safranı dünya çapında çok aranan bir baharat yapar. Ayrıca tıpta da kullanılır.
Safran kelimesi Arapça sarı renk anlamına gelen asfar (أَصْفَر) kelimesinden türetilen ve Arapça'da safran baharatı anlamına gelen za'feran (زَعْفَرَان ) kelimesinden kaynaklanarak Latince'ye safranum, İtalyanca'ya zafferano ve İspanyolca'ya azafrán olarak geçmiştir. Daha sonra Fransızca'ya safran ve oradan da İngilizce'ye saffron olarak aktarılmıştır.
Gel gelelim biz neler gördük Safranbolu'da:
01 | Safran Bitkisi (olduğunu düşünüyorum ama biliyorum yanılıyorum çünkü tanıma uymuyor... :)
02 | Objektife takılan diğer makrolar
03 | Safranbolu'da bir sokak
04 | Ara sokakta karşılaştığımız bir nine
Böyle olmayacak en iyisi ben en başından başlayayım..
Öncelikle yazımızın başında da belirttiğim gibi yaklaşık 5 saatlik bir yolculuktan sonra konaklayacağımız otele geldik. Otelimiz gerçekten çok güzeldi. Misal:
05| Konakladığımız otel:

Daha sonra "Hıdırlık Tepesi" ne gitmek için araçlarımızı bekledik.

Kısa bir yolculuktan sonra vardığımız hıdırlık tepesinden safranboluya
bir kuş edası ile baktık.Rehberimiz tam o esnada bize safran bitkisini anlatıyordu. Dediğine göre bir futbol sahasının yarısı kadar bir alandan yarım kilogram safran bitkisi üretilirmiş, ya tam bir futbol sahasından (?!) ve nedense hep ona göre saat 12 yönündeki eserlere baktık.. kendisi esere/eve/konağa bu cümleyi kurmadan hemen önce yönünü de oraya dönmeyi ihmal etmiyordu :) ama güzel anlattı şimdi yememek lazım hakkını :)

Daha sonra tepede fotoğraf çekinirken bir fotoğraf çantası bulduk. Küçüktü lakin bizim için küçük sahibi için büyük bir çanta olabilirdi. Hemen içini açtık :) yani sahibine ait bir şey bulabilelim diye... Aradık taradık ama sahibini ya da ona ait bir izi bulamadık..

derken rehberimiz dediki dik bir yokuştan aşağı bir konağı ziyarete gideceğiz, buyrun burada biraz merdiven, biraz yokuş, biraz patika yan basa basa yürüyün bakalım dedi.. işte tam bu sırada

ben bu fotoğrafı çekerken birilerinin konuşmasına kulak misafiri oldum.. "Çantasını nereye koydum hatırlamıyorum, sanırım kaybettik" diye bir sonla bitiyordu cümle.. hemen bulduğumuz çanta geldi aklımıza ve sahibine bulup vermenin heyecanını yaşadık :P


ve sonrası bir sürü fotoğraf.. Çarşı, konaklar, mağaralar filan.. işte bunlar:






sonra Karabük Üniversitesi'nde "Üniversiteler arası Halk Oyunları Yarışması" na Yıldız Teknik Üniversitesi'ne destek vermek için gittik:)

Salih (Fotoğraf çekmekten bıkmayan bir arkadaşımızdı.. başarılı kareleri olduğuna eminim lakin daha görme fırsatı bulamadık :) paylaşımını bekliyoruz Salih'cim..

YTÜ Halk Oyunları Topluluğu - Yarışmada 4üncü oldu.
Sanırım fazla tezahürat yaptık. Hakemler kıllandı :))

Topluluk Salih'e poz veriyordu..
yoksa beni sallamadıklarından değil hiç birinin objektife bakmamasının sebebi
Sonra Amasraya geçtik:


Yolculuğüun ve günün sonunda ben.. tabi arada atladığım bir çok şey var. Mesela Serkan'a şarj aleti aramamız.Balık lokantası ziyafetinden sonra bir iki sokak sonra nereye gideceğimizi bilememek ve daha bir sürü şey.. Çok eğlenceli ve güzel bir geziydi. Bir daha olsun inşallah bir daha katılırız..
