26.06.2010 günü elime geçme imkanı bulmuş bir "çok satanlar" kitabı olan Limon Ağacı beni yavaş yavaş içine çekmeye başladı diyebilirim. Ezelden beridir tarihin hikayemsi yorumlandığı kitaplar diğer kurgu kitaplarından daha fazla dikkatimi çekmiştir.Burada kitabı okurken kafama takılan ve çekici bulduğum izlenimlerimi, sorularımı ve iç tartışmalarımı sizlerle paylaşacağım.
Limon ağacı kitabı özetle şu konuyu işlemektedir; 1967 yılının yaz aylarında, Altı Gün Savaşı'ndan uzak olmayan bir tarihte, genç bir Filistinli adam ve iki arkadaşı İsrail'in Ramla kasabasına giderler. Onlar kuzendir ve yaklaşık yirmi yıl önce ailelerinin terk etmek zorunda kaldığı, çocukluklarının geçtiği evi görmek isterler. Bir kuzenin yüzüne kapı kapanır, diğerinin ailesinin evi okula dönüştürülmüştür fakat öbür kuzen olan Bashir, kendisini içeri davet eden Dalia tarafından karşılanır.
Bir Arap ve bir Yahudi ailesinin ilişkilerinin başlangıç noktası budur. Bashir babasının dikmiş olduğu limon ağacında bir sahipsizlik ve işgal duyguları içinde olur. 1948 yılında küçük bir çocuk iken Bulgaristan'dan kaçak olarak gelmiş olan Dalia Soykırım tarafından yok edilen bir umut ışığı görür. Onlar kaçınılmaz olarak kendi yazgılarını yaşamışlardır ve bu İsrail-Filistin tarihinin bir küçükevrenini oluşturmaktadı.